Recent Articles
Göz makyajı bantları
Eki 15, 2008 Moda Yorum Yapılmamış
KozmetiKLere Dikkat
Eki 15, 2008 Moda Yorum Yapılmamış
Kozmetik ürünler bir çok kimyasal maddeler içerirler. Bu maddelerin bazılarının insan sağlığı için zaralı olduğu gösterilmektedir. Birçok firma böyle bir durumda daha farklı ve zararsız kimyasal maddeleri kullansalarda bazı firmalar ucuzluk amacı ile bu zararlı olabilecek maddeleri kullanmaya devam etmektedirler.
Kozmetiklerde kullanılan tehlikeli olabilecek kimyasal maddeler:
Dibutyl Hydroxytoluene - cilt yanması
Propylene Glycol - karaciğer ve böbrek hastalıkları
Triethanolamine - kanser yapabilir
Black 401, Purple 401, Orange 205, vb - kanser yapabilir
Ethyl Urocanate - tümörlere neden olabilir
Butyl Hydroxyanisole - sindirim sistemi kanamaları, tümör
O-Phenylphenol(OPP) - karaciğer hastalıkları ve kanser
Sorbic Acid - kanser yapabilir
P-Chorophenol - cilt döküntüsü
Chlorxylenol - cilt döküntüsü
Paraffin (alkane) - kanser yapabilir, egzama
Hexachlorophene - cilt hassasiyeti.
Pratik Güzellik Bilgileri
Eki 15, 2008 Moda Yorum Yapılmamış
Her kadının güzelliğini korumak amacıyla uyguladığı kişisel sırları ya da vazgeçemediği ürünler vardır. İşte zaman zaman hepimizin yaptığı, kolay uygulanabilecek, hayatın içinden güzellik önerileri…
Pratik güzellik yöntemleri sayesinde çok fazla zaman harcamadan çok bakımlı görünmeniz mümkün. Dr. Melisa Eczacıbaşı sizler için anlattı.
Makyaj
• Koyu renkli rujların modası henüz geçmedi ama hepimiz çantamızda bir de parlatıcı taşır olduk. Evden çıkarken ağır makyaj yapmayı sevmeyenlerdenseniz dudaklarınıza bir parlatıcı sürebilirsiniz. Emin olun size çok doğal ve zinde bir görüntü sağlayacaktır.
• Transparan ama altın ve gümüş pırıltılı farları çok yönlü kullanmanız mümkün. Parmağınızla kolaylıkla uygulayabileceğiniz farlar göz makyajının üzerine aydınlık vermek amacıyla da kullanılıyor. Ya da allık fırçası yardımıyla pırıltılı bir dekolte ve omuz bölgesi elde edebilirsiniz.
• Eğer hafta sonu göz makyajınızı maskarayla tamamlamak istemiyorsanız, kirpik kıvırıcılar hem bakışları canlandırır, hem de gözleri belirginleştirir. Unutmayın maskara kullandığınız zaman kirpiklere zarar vermesin diye göz temizleyicilerle makyajınızı iyice çıkartmanız gerekir.
• Transparan pudra çoğumuz için mükemmel bir makyaj sabitleyicisi. Bu ürün ışığı yansıtarak, cilde aydınlık bir görüntü veriyor. Üstelik her zaman için pudra kullanmak cildi yaptığı koruyucu etkisinden dolayı yararlı.
Cilt
• Cilt yüzeyindeki siyah noktacıklar ya da tüm diğer tahrişler için hiç bebeğinizin kremini kullandınız mı? İnanılmaz etkili olduğunu göreceksiniz. Küçük yaralar daha çabuk iyileşiyor. Eğer kremin üzerine bir de bal döküp tüm gece cildinizde bekletirseniz ertesi sabah kendinizi tanıyamayacaksınız. Unutmayın her şeyden önce bu tip sorunları tedavi etmekte yarar var.
• Haftada en az bir kez yüzünüze ve vücudunuza maske uygulamalısınız. En sevdiğiniz şarkıyı açın, bacaklarınızı rahatça uzatın ve maskenin etkisini göstermesini bekleyin. Nem yoğunluklu maskeler ve ya kollojenli onarıcı maskeler bu konudaki en iyileri…
• Pişmemiş bir adet patatesi soyun ve küçük küçük doğrayarak bir çatalla ezin. Elde ettiğiniz yoğunluğu yüzünüzün her tarafına sürün ve 20 dakika bekletin. Daha sonra ılık suyla yıkayın. Bu uygulamayı haftada bir ya da iki kez yapıyorsanız ancak etkili olur. Göz altındaki torbalanmalar için oldukça rahatlatıcı bir bakım, etkisini kısa sürede göreceksiniz.
• Günün ilk ışıklarını sağlıklı bir ciltle karşılamak için yüzünüzü yıkadıktan sonra kokulu losyonlarla ve buz parçaları ile nemlendirin. Çiçek kokuları tüm duyularınızı harekete geçirecektir. Nemli temizleme pamuğunu parmaklarınızla yumuşakça tüm yüzünüzde gezdirin. Pamuğun diğer tarafını makyajdan sonra yine yüzünüzde hafifçe gezdirmek makyajınızı transparan ve doğal bir hale getirir.
Saç
• Kuaföre gitmeye vaktiniz yok ya da istediğiniz saate randevu alamıyorsunuz…. O zaman alın elinize makası. Durun, durun. Sadece kırık uçlardan kurtulmak için önerimiz… Uzun saçlarınızı ensenizde atkuyruğu olarak toplayın. Bir parmak genişliğinde tutamlara ayırın, uçlarını kıvırın ve 1 –2 cm. kesin. Hem doğal bir görünüm elde edersiniz, hem de bir sonraki kuaför randevunuza kadar içiniz rahat eder. Unutmayın istediğiniz modeli elde edemezseniz dahi, saçlarınız bu sayede daha bakımlı görünecektir.
• Evde saçlarınıza saç maskesi uygulamak istiyorsunuz ama yok. Ne yapacaksınız? İnce bir tabaka Nivea kremi saçlarınıza hafifçe yedirin Baş derisine ve saç köklerine kadar değil elbette… Ve birkaç saat boyunca ya da tüm bir gece etkisini göstermesini bekleyin. Daha sonra bebe şampuanıyla iyice yıkayın ve sıcak suyla durulayın veya en pratiği badem yağı, susam yağı ve zeytinyağından elde edilen bir karışımı saçınızda 3 saat bekletin. Daha sonra saçınızı iyice yıkayın.
• Yeni sezonun gözde saç modelleri arasında yerini alan topuzlar saçlar çok temiz olmadığı zaman kalıcılığını daha iyi koruyabiliyor. Çünkü temiz tutamlar elden kayıyor, tokalanması zor oluyor ve tokalar sürekli açılıyor. Peki ne yapmalı? Saç fırçası üzerine bir miktar saç spreyi sıkın ve saçları topuz yapmadan önce tarayın.
Vücut
• Evde peeling de mi yok? Krema ya da yoğurdu 2 yemek kaşığı tuzla karıştırın ve duş öncesi cildinize sürün. Etkisini göreceksiniz. Doğadaki tuz ve şeker partiküllerinde doğal peeling maddeleri olduğunu unutmayın.
• Çok seyahat ediyorsunuz, evinizi, yatağınızı özlüyorsunuz. O zaman kaldığınız otelde hem odanıza hem yatağa bir kaç damla kullandığınız parfümden sıkmayı deneyebilirsiniz.
• Karnınızı hamilelik çizgilerinden korumak istiyorsanız jojoba yağına birkaç damla lavanta esansı damlatın. Elde ettiğiniz karışımı dairesel hareketlerle cildinize yedirin. Kozmetik markaların arasında hem çatlakların oluşumunu etkileyecek, hem de oluşmuş çatlakları azaltacak birkaç marka bulmanız da mümkün.
Ayaklar
• Tüm gün ayakta durdumuz gece de yine aynı hareketliliğe nasıl dayanacağız? Nane içerikli ayak losyonları iyi bir gece geçirmemize yardımcı olabilir. Peeling özelliği taşıyan kremler da size bu konuda yardımcı olabilir.
Sezon Cantalari
Eki 15, 2008 Moda Yorum Yapılmamış
Sezonun yapıtaşı çantalar, insanın tüm karar mekanizmasını yıkacak kuvvette. Tek birinde karar kılmak neredeyse imkansız. Hepsi birbirinden güzel, birbirinden çarpıcı. Lüks çantalar, sezonun “celebrity”si.
Arzu nesneleri çantalar, hiç olmadığı kadar renkli, farklı ve kışkırtıcı. Lüks parçalar, modaevlerini ve tasarımcılarını temsilen birbirleriyle kıyasıya mücadele içindeler.
Markaların yüksek gelir elde ettikleri kalemler, parfüm ve aksesuarlar olmuştur hep. Olaya aksesuar açısından bakıldığında da kadınları genelde ikiye ayırırız. Ayakkabı düşkünleri ve çanta kadınlar.
Kadınların büyük bir çoğunluğu senelerce ayakkabıya hayranlıklarını dolaplarını doldurarak ispat ettiler. Çünkü ayakkabı daha alınabilir bir parçaydı ve sık tüketiliyordu. Rakibi çanta ise son yıllarda öyle bir ünlü oldu ki; pabucu direk dama attı. Tanıştırılmaya fırsat vermeden, zaten namı kendinden önce yürüyen çantalardan herkes edinmek istedi. Sonuçta, çantaya doyamayan, pahalılığına rağmen en yenisini, en güzelini yanında taşımak için tüm gelirini çanta piyasasına yatıran çanta kadınlar doğdu. Ve çanta kadınların son modelleri birbiriyle yarıştırması yeni bir slogan yarattı: “Görüyorum… Ve artırıyorum.”
Çikolata da bağımlılık yapıyor
Eki 15, 2008 Sağlık Yorum Yapılmamış
Meclis Uyuşturucu Başta Olmak Üzere Madde Bağımlılığı ve Kaçakçılığı Sorunlarının Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırma Komisyonu, AKP Adana Milletvekili Necdet Ünüvar başkanlığında toplandı. Komisyon toplantısında, Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rüstem Aşkın, bağımlılık yapan maddeler konusunda bilgi verdi. Toplantının ardından açıklama yapan Komisyon Başkanı Ünüvar, Prof. Dr. Aşkın’ın bağımlılık yapan ve yasa dışı olan maddelerin arz ettikleri tehlike sınırına göre üç gruba ayrıldığını söylediğini belirterek “Öğretim üyesinin açıklamalarına göre, eroin, kokain, haşhaş ve benzeri maddelerin yer aldığı grup en tehlikeli grubu oluşturmaktadır. İkinci sırada ise anfetamin, hidrokodein, ritolin, barbirat ve benzerleri yer almaktadır. Üçüncü sırada ise ilaç olarak da kullanılan diazem, otivan, xanax ve benzerleri bu grupta yer alan maddelerdir” dedi.
Prof. Dr. Aşkın’ın verdiği bilgiye göre, bağımlılık yapan bazı maddeler ise yasal madde sınıfında yer alıyor. Bu grubu alkol, sigara ve sanayide kullanılan eritici, yapıştırıcı ve çözücü maddeler oluştururken yasal olan ve bol bulunan bağımlılık yapıcı madde grubu ise kafein içeren maddelerden oluşuyor. Çay, kahve, kola ve çikolata ise bu grupta yer alıyor. Uzmanlar bazı alışkanlıkları “sinsi” olarak adlandırırken bilgisayar, internet kullanımı, televizyon ve cep telefonu gibi teknolojik ürünler de bu grupta yer alıyor. Komisyonda verilen bilgilere göre, bağımlılık yapan maddeler enjekte edilerek, buruna çekilerek, içe çekilerek, yutularak ya da içilerek alınıyor. Madde kullanan kişi ailesinden uzaklaşırken, daha fazla para harcamaya başlıyor, yeni arkadaş çevresi ediniyor, kendine daha az özen gösteriyor ve çoğu zaman uykulu ve sinirli tavırlar sergiliyor.
Komisyon Başkanı Ünüvar, açıklamasında “Bağımlılık yapıcı madde ve alışkanlıklarla mücadelede ailelere büyük görev düşmektedir. Uzmanlar, ailelere çocuklarını yakından gözlemeyi, gerektiğinde doktor ve polisle işbirliği yapmayı önermektedir. Ayrıca uzmanlar, bu kötü alışkanlıklardan uzaklaşmak için bilgece alışkanlıklar olarak adlandırdıkları kitap okuma, dost edinme, spor yapma, aileye zaman ayırma ve doğa ile ilgilenme gibi aktivitelere yönelimi önermektedir” dedi.
Bel ağrısı çekmeyin!
Eki 15, 2008 Sağlık Yorum Yapılmamış
Günlük hayatı olumsuz etkileyen bu ağrılara karşı dikkat edilecek 7 kural..
Bel ağrısına Bel ağrısı sizin de mi korkulu rüyanız? İşte çözümü
Sert sandalyede omurganız dik olarak, bir veya iki diziniz kalçanızdan daha yukarıda olacak şekilde oturun. Kısa dinlenme süreleri için koltuklu sandalye çok iyi destek sağlar.
AYAKTA DURURKEN
Beliniz düz olarak ayakta durmaya çalışın. Ayakta çalışırken beldeki çöküklüğü hafifletmek için ayak iskemlesini kullanın. Dizlerinizi bükmeden öne doğru eğilmeyin. Bayanlar için orta yükseklikteki topuklar beli daha az zorlar. Topuksuz ayakkabılardan sakının.
BİR ŞEY KALDIRIRKEN
Kaldırmayı uygun bir şekilde güvenli yapın. Dizlerinizi bükün, yükü vücudunuza yakın tutun ve kalkmak için bacak adalelerinizi kullanın. Ani hareketlerden sakının. Ağır herhangi bir şeyi belinizden yukarı seviyeye kaldırmayı denemeyin.
YATARKEN
Sert yatakta yatın. Yumuşak yatakların altına 2 cm kalınlıkta kontraplak koyun. Yüzüstü yatmayın. Sırtüstü yatarken dizlerinizin altına bir yastık koyun. Yan yatarken bacaklarınızı kalça ve dizden bükük olarak tutun.
ÇALIŞIRKEN
Ağır iş yapmayınız. İmkanınız varsa yorgunluğu hissetmeden önce bir işten diğerine geçin. Eğer bütün gün büroda çalışıyorsanız fırsat buldukça kalkıp etrafta dolaşın.
EGZERSİZ
Bel ağrınız geçince düzenli egzersiz yapın (yürüme, yüzme v.s.). Fakat güçlü bir harekete teşebbüs etmeden önce, adalelerinize ısınma ve gevşeme fırsatı vermek için yavaş başlayın.
ARABA KULLANIRKEN
Koltuğunuz sert olmalı. Pedalları kullanırken bacağınızın tam gerilmemesi için direksiyona mümkünse yakın oturun.
Sıcak su içmenin faydaları
Eki 15, 2008 Sağlık Yorum Yapılmamış
Sıcak su mide yüzeyinde kanda direkt olarak emilen birkaç maddeden biri. Beden suyu diğer bileşenlerden ayırmak zorunda kalmaz. Çinliler, 40 yaşından sonra oda sıcaklığından daha soğuk olan hiçbir şeyin bedene alınmaması gerektiğine inanırlar. Çünkü normal yaşlanma fiziksel değişimler getirir.
İşte o değişimler:
Kan damarları daha az elastik olur ve içindeki birikim nedeni ile çapı küçülebilir, bu nedenle yüksek kan basıncı oluşabilir ve kan dolaşımı problemleri ortaya çıkabilir.
Sindirim sistemi de daha az elastik olur, kabızlığa yol açar. Çinliler soğuk içip yemenin içsel organları daha çok büzdüğüne, problemleri daha da kötüleştirdiğine inanır.
Yağlı bir tavayı soğuk suda yıkamaya çalışın. Yağlar donar ve yapışır. Ama aynı tavayı sıcak suda yıkarsanız, yağı çözer ve uzaklaştırır. Bedenimiz yağları içerir. Sıcak su sistemimizi temizler.
SICAK SU MUCİZESİ
Bedenin doğal serinletme sistemini çalıştırır. Bu kan dolaşımında artışa neden olur.
İç organları ve kaburga kafesinin etrafındakı kasları gevşetir, daha derin nefes almanızı sağlar.
Mide asidi etkilerini rahatlatir ve asit reflu semptomlarini rahatlatir.
Sulanmayı ve besinlerin emilimini artırarak sindirime yardımcı olur.
Kabızlığı giderir.
Kilo verme: yemeklerden yarım saat önce içilen sıcak su iştahı azaltır ve kilo vermeyi hızlandırır.
El yıkamak hayat kurtarır
Eki 15, 2008 Sağlık Yorum Yapılmamış
Ellerin temizliğine gerekli önemin verilmemesi ciddi sağlık problemlerine davetiye çıkarıyor
Selçuk Üniversitesi (SÜ) Meram Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Bülent Baysal, yeteri kadar yıkanmayan ellerin, her türlü mikrobun bulaşmasında araç olduğunu söyledi.
Prof. Dr. Baysal, Meram Tıp Fakültesi Hastanesinde görevli hemşirelerin, vatandaşları el yıkama konusunda bilinçlendirmek için, üzerinde ”El Yıkamak Hayat Kurtarır” yazılı, yakalara iğnelenebilen küçük kağıtlar bastırıp dağıttıklarını söyledi.
”El yıkamak hayat kurtarır” sloganının herkes için önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Baysal, ellerin yıkanmasına gerekli önemin verilmemesinin, ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulundu.
Türk adetlerinde yemekten önce ve sonra el yıkandığını, ayrıca tuvaletten sonra da ellerin mutlaka yıkanması gerektiğini belirten Prof. Dr. Baysal, ”Günde ortalama 8 defa ellerin yıkanması lazım, ancak yıkıyor muyuz? Hayır pek çoğumuz yıkamıyoruz. Oysa tüberkülozdan sarılığa kadar, el üzerindeki mikroplardan bulaşan pek çok hastalık var” dedi.
-HASTANE ENFEKSİYONLARINA KARŞI EL YIKAMA…-
Tıbbi personelin her girişimden önce ve sonra ellerini yıkaması gerektiğini bildiren Prof. Dr. Bülent Baysal, şunları kaydetti:
”Tıbbi personel normal vatandaştan daha sıklıkla el yıkamalıdır. Hastane personelinin günde 15-20 defa el yıkanması lazım. Ancak bu öylesine el yıkama şeklinde değil, sabunla, bazı zamanlarda da antiseptikli malzemelerle ellerin yıkanması lazım. Bu alışkanlık, hastane enfeksiyonlarının önlenmesine ciddi katkı sağlayacaktır. El yıkandığı takdirde hiçbir hastalık olmayacaktır. Yoksa sağlık personeli birbirine bu mikropları bulaştırır.”
Yıkanmayan ellerin, her türlü mikrobun bulaşmasında araç olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Baysal, merdiven korkulukları, telefon ankesörleri gibi ortak kullanılan yerleri ve bilgisayar klavyeleri ve mouselarda çok miktarda mikroorganizma olduğunu söyledi.
Prof. Dr. Baysal, kısa süre önce Mikrobiyoloji Bölümü olarak bu konuya ilişkin bir araştırmada yaptıkları belirterek, şöyle devam etti:
”Üzerinde ne kadar mikroorganizma bulunduğunu tespit etmek için üniversitemiz yerleşkesinde ve hastanemizdeki bilgisayar klavyeleri ve mouselar üzerinde çalıştık. Çalışmamızda bu nesneler üzerinde, çok miktarda patojen, yani insan vücudunda etkili olan mikroorganizmalar, yani mikroplar bulduk. Daha önce de yine, Merkez Bankası’ndan, tuvaletlerden, pazarlardan ve dilencilerden topladığımız paralar üzerinde bir araştırma yapmıştık. Bu çalışmada da özellikle kağıt paralar üzerinde birçok mikroorganizma tespit ettik. Bunların, ellerimizi yeteri kadar yıkamadığımızı gösterdiği çok açık.”
Sürekli bilgisayar başında mısınız?
Eki 15, 2008 Sağlık Yorum Yapılmamış
İleri teknolojinin neden olduğu sağlık sendromları arasında bilgisayar başı çekiyor. Bütün gün bilgisayar ekranına bakıyoruz. Bu durum bilgisayar bitkinliği sendromuna sebep oluyor. Göz yorgunluğu, baş dönmesi, baş ağrısı, bitkinlik, boyun, sırt ve omuzlarda ağrı bu sendromun neden olduğu sorunlar.
Bilgisayar kullanmanız baş ağrısı, bulanık görme ve gözlerinizin kuruması gibi problemlere yol açıyorsa aşağıdaki tavsiyeleri uygulayarak bu sorunlarınıza çare bulabilirsiniz.
Günde 3 saatten fazla bilgisayarda çalışmanız ya da oyun oynamanız sorunlarınızın artmasına neden olur. Bu yüzden sizi rahatlatabilecek şu yöntemleri her zaman uygulayabilirsiniz: Monitörünüzü, gözleriniz hafifçe aşağıya doğru bakacak şekilde ayarlayın. Her yarım saatte bir gözlerinizi ekrandan ayırın ve en az 6 metre uzaklıktaki bir objeye yoğunlaşın ve gözlerinizi dinlendirin, molalar vermek üzere çalışma masanızdan ayrılın. Arada bir gözlerinizi kırparak gözlerinizin nemlenmesinin sağlayın.
30 yaşından sonra unutkanlık artıyor
Eki 15, 2008 Sağlık Yorum Yapılmamış
Yaş ilerledikçe daha çok unutkan olduğumuz bir gerçektir. Yeni şeyleri öğrenmek, daha önce bilinen isimleri ve kelimeleri hatırlamak veya kişisel eşyalarımızı bulmak daha uzun zaman alabilir.
Bunlar genellikle ciddi bellek kusurlarının değil; ılımlı bir unutkanlığın bulgularıdır. Ancak basit önlemlerle unutkanlığın önünü almak mümkündür. Memorial Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Uz. Dr. Abdullah Özkardeş “Unutkanlığı yenmenin yolları” hakkında bilgi verdi.
Bir kişi, unutkanlığı hakkında endişeleniyorsa, doktora başvurmalıdır. Ayrıca belleği canlı tutacak, unutmayı engelleyecek pek çok şey de yapılabilir. Hobiyle uğraşma, zamanını arkadaşlarıyla geçirme, iyi ve sağlıklı beslenme ve egsersiz yapma, kişinin daha uyanık ve daha sağlam kafalı olmasına yardımcı olur.
Belleğe yardımcı yollar şunlardır:
Yeni beceriler öğrenin
Toplumunuzda, sosyal topluluklarda ve okullarda gönüllü olarak çalışın
Mümkün olduğu kadar vaktinizi arkadaşlarınızla ve ailelerinizle geçirin
Ajanda kullanmak, liste yapmak ve not tutmak gibi belleğe yardımcı usuller kullanın
Cüzdanınızı, anahtarlarınızı ve gözlüklerinizi her gün hep aynı yere koyun
Dinlenmenize dikkat edin
Eksersiz yapın, iyi ve sağlıklı beslenin
Alkol almayın
Kendinizi depresyonda hissederseniz yardım arayın