archive 336

NEDEN TEK GECELİK İLİŞKİ

Cinsellik Türkiye’de öyle bir hal aldı ki… Bir yönde hala prezervatif almaya utananlar, diğer yanda tek gecelik ilişkileri artık bir alışkanlık haline getirenler. Durum böyle olunca uzmanlar da cinselliğin bugün geldiği yeri tartışmaya devam ediyor.

Cinselliği Türkiye’de ikiye ayırmak gerekiyor. Bir tarafta erkekler kadar özgür kadınlar varken diğer tarafta orgazmın hala ne olduğunu bilmeyen kadınlar var. Bu durumda uzmanlar da hem çiftlerin cinsellik hakkındaki bilgisizliğini aşmaları yönünde uyarıyor hem de cinsel özgürlük devriminin getirdiği toplumsal sorunlarla uğraşıyor. Konuyla ilgili görüştüğümüz Uzman Psikolog Alanur Özalp, modern dünyada cinselliğin geldiği boyutu anlattı.

 

Günümüzde kadınlar da artık çok rahat bir şekilde erkekleri bir gecelik ilişki olarak görüyor ve sadece cinsel duygularını bastırmak için bir erkekle beraber olup sabah onu unutabiliyor. Bu durum toplumda ne tür sorunları beraberinde getiriyor?

İnsanlar büyük şehirlerde çok yalnız. Bu nedenle de tek gecelik ilişkileri tercih ediyorlar. Fakat bu tek gecelik ilişkileri tercih ettiklerinde erkek veya kadın olarak cinselliği bilmedikleri anlamına gelmiyor. Burada bir tehlike yok. İnsanlar birbirlerini kullanmıyorlarsa bir zarar yok. İki taraf da hazırsa, korunma tedbirleri de alınıyorsa sorun yok. Şartlar bunu getiriyor.

Uzm. Psikolog Alanur Özalp

Modern toplumun gereği olarak kadınlar da artık erkekler gibi yatakta hakimiyeti ele almak istiyor. Bu durum erkeğin psikolojisini ne yönde etkiliyor?

Bu durum erkek psikolojisini olumsuz yönde etkiliyor. Çok bilinçli erkeklerde de “erkek benim, üstte olacak benim” gibi bir bilinç yerleşmiş. Cahil insanlarda bu daha büyük tehlikelere mal olabiliyor. Cinayetler işlenebiliyor. Genel olarak baktığımızda burada bir eşitlik olsun diyoruz. Orgazm olma söz konusu olduğunda her ikisi de orgazm olsun, her ikisi de kendini iyi hissetsin istiyoruz. Bu konuda bilgi eksikliği var.

 

Bu değişimin en büyük sebebi ne olabilir?

İnsan yalnızlığını ortadan kaldırmak için ilk gördüğü kişiye aşık olmuyor ama tek gecelik ilişkilere itilebiliyor insanlar.

Cinselliği bu kadar özgürce yaşamak evlilik düşüncesini de kafalardan uzaklaştırmıyor mu?

Uzaklaştırıyor fakat bunun olabilmesi için iki kişinin de ekonomik özgürlüğünü kazanmış olması gerekiyor. İstediğim zaman istediğim erkekle birlikte olurum, istemiyorsam olmam diyebilecek kadınların bunu söyleyebilmesi için para kazanıyor olması gerekiyor. Bu aynı zamanda erkek için de geçerlidir.

 

 “Evlendik iş bitti, evlendik seks bitti diye düşünülmemesi lazım”

Türk insanı evlendikten sonra seksi nasıl yaşıyor?

Türk insanı seksi çok iyi bilmiyor. Biraz korkuyor, biraz kafası karışık. Tat almanın, hak etmediği bir şey olduğunu düşünüyor. Başkaları yapıyor kıskanıyor, ama kendisi konusunda bir zorluk var. Evlendik iş bitti, evlendik seks bitti diye düşünüyor. Seks senin de hakkın, doğal bir şey, yemek yemek kadar doğal bir ihtiyaç, bundan utanmak gerekmiyor. Fakat birçok kadın kocasından utanıyor, seksten utanıyor. Seks iki kişinin birbirlerine giriş yapmaları değil, dokunma, fantezi gibi bu işi zevkli hale getirmektir.

 

İyi bir cinsel yaşam haftada kaç kez seks demek?

Uzmanların söyledikleri kadarıyla haftada iki defadan az olmamalı. Az olma noktasını koymak üstünü de kişilere bırakmak gerekiyor. Günde üç olabilir, her gün de olabilir.

 

Aynı anda orgazm olunmaz

Nilgün Yıldız YAZIYOR

 

 

Orgazm konusunda yaşanan sorunlar neler? 

Herkes aynı anda orgazm olalım istiyor. Aynı anda orgazm olmak gerekmiyor. Böyle yanlış bir bilgi var. Böyle bir doğru yok. Genellikle erkekler ilişki bittiğinde arkasını döner, uyurlar. Erkeğin fiziksel doğasından kaynaklanan bir durum var. Çünkü erkek orgazm olduğunda tamamen bitmiş oluyor. Yorulmuş oluyor ve arkasını dönüp, yatıyor. Fakat kadındaki duyarlılık hala devam ediyor. Bunun için erkeğin kadının bu özelliğini bilmesi gerekiyor. Kadının da erkeğin bu özelliğini bilmesi gerekiyor. Kadın bir şeyleri yanlış yaptığını düşünüyor, alınıyor ve küsüyor. Öbür tarafta erkek de kadının ilişki bittiğinde duyarlılığın sıfırlandığını anlatması, söylemesi gerekiyor. Böyle olmasına rağmen kadının duyarlılığı hala devam ediyorsa en azından kadına sarılarak bu gayreti göstermek gerekiyor.

Cinsellikte erkeklerin yaşadığı en büyük sorun nedir? 

Biz bir araştırma yapmıştık neredeyse erkeklerin yüzde 80’inde erken boşalma sorunu olduğunu gördük. Ama erkeklerin çoğu “Aman, boşver” diyorlar. Bunu çözülmesi gereken bir sorun olarak algılamıyorlar. Kadınlar da bunun bir yardımla ortadan kaldırabileceğini bilmiyorlar. Bir psikolog terapisiyle bu sorundan kurtulabileceklerini bilmiyorlar. Bilseler, birlikte gidelim diyecekler belki. Biliyoruz ki Türkiye’de kadınların büyük çoğunluğu ömründe orgazm olmamış.

 

Mastürbasyon hala bir tabu mu?

Kişiler kendilerini uyarabileceğini de bilmiyorlar. Doğru kaynaklara baktığımızda ilişki içinde karşılıklı çiftlerin birbirlerine yaptığı cinsel doyumlar varsa bu doyumlarla birlikte kişisel doyumların da devreye girdiğini görebiliyoruz. Ama biz de bunlardan da korkuluyor. Ben hastalarıma sorduğumda birçok genç kadının “hiç mastürbasyon yapmadım” dediğini duyuyorum. “Ben kendime dokunamam” diyen bir sürü kadın var. Böyle olunca da orgazm olmak oldukça zor oluyor. Böyle durumlarda profesyonel kişilerden yardım istemek gerekiyor. Fakat erkekler erkekliğine yediremedikleri için kadınlar da bu konuyla ilgili yardım istemeyi reddettikleri için ilişkiler tatsız, tuzsuz keyifsiz şekilde devam ediyor.

tarihten sex bilgileri

Geçmişte seksi yakından inceleyen bilim adamlarının yanlış ve eksik yorumları..

Samuel Auguste Tissot (1728 – 1797)

Vatikanlı fizikçi dönemin en bilinen bilim adamlarından biri. Seks konusunda da birçok araştırması olan Tissot’un muhafazakarlık ötesi olarak değerlendirebileceğimiz araştırma sonucu da oldukça ilginç. Tissot yazdığı kitapta çok mastürbasyon yapan kişilerin beyinlerinin zaman içinde deforme olduğunu ve zihinlerinin mastürbasyondan dolayı hasar gördüğünü iddia ediyor. Kitapta sunduğu saptamalarda bu kişilerin belli bir süreden sonra konuşamaz hale geleceklerini ve en sonunda da akıllarını tamamen yitireceklerini belirtiyor.

Dr. Sylvester Graham (1794 – 1851)

1800′lü yılların adeta bir fikir çöplüğüne dönüşmüş ilk yıllarında seks üzerine kafa yormuş Sylvester Graham isimli bilim adamı, gerçekten altın değerinde bir fikir ortaya atmış. Graham meni olarak da bilinen spermin insan hayatı için oldukça önemli olduğunu ve erkeklerin vücutlarındaki bu sıvıyı kendilerine saklamaları gerektiğini, çok fazla harcamamaları gerektiğini ortaya attı. Bu nedenle yılda 12 kereden fazla seks yapmanın sağlığa büyük zararı olduğunu vurguluyor.

Havelock Ellis (1859 – 1939)

İngiliz seksolog Havelock Ellis de ilginçtir ki hayatı boyunca hiç seks yapmamış fakat konu üzerine oldukça fazla kafa yormuş. Homoseksüellik üzerine açıklamalarda bulunan Ellis, homoseksüelliği bir suç olarak görüyor. 32 yaşında bir lezbiyenle hayatını birleştiren Ellis’in evlendiği güne kadar bakir olduğuna kesin gözüyle bakılıyor. Eşinin lezbiyen olmasından dolayı ölünceye kadar hiç cinsel birliktelik yaşamadığı daolasılıklar dahilinde. Ellis ilk ereksiyonunu da evlendikten sonra eşini duştan çıkarken çıplak bir halde gördüğünde yaşadığını kitabında anlatıyor.

Richard Freiherr von Kraft-Ebing

Alman psikiyatr’ın uzmanlık alanı mazoşizm. Kadın orgazmı üzerine de detaylı araştırmaları bulunan uzmanın esas ilgi alanı sapkınlıklar. Kitabında yer alan bilgilerde, sonu üremeyle noktalanmayan cinsel her türlü birleşmeyi sapıklık olarak değerlendiriyor. Sadece üreme için gerçekleştirilen cinsel birleşmeleri etik ve doğru buluyor. Bunun dışındaki her ilişkiyi tecavüz veya cinsel sapıklık olarak nitelendiriyor. Erkekteki mazoşist duygular için de aynı savunmayı yapıyor. Psikiyatr, “Mazoşist eğilimlerle gerçekleştirilmiş seksin ardından bir doğum olayı gerçekleşiyorsa bu sapıklık değildir” diyor.

Heba Kotb (1967 – ….)

Heba Kotb doğunun en bilinen seksologlarından. Mısırlı Kotb, kadın cinselliği üzerine yoğunlaşmış. Kadınların evlilik öncesinde kendine asla dokunmaması gerektiğini savunan Heba Kotb, evleninceye kadar kadınların temiz ve tabir yerindeyse lekesiz olması gerektiğini vurguluyor.

BİR KADININ SEX GÜNLÜĞÜ

Bir Kadının Seks Günlüğü - Diary Of A Sex Addict / Diario De Una Ninfómana
 

 

 

Filmin Künyesi  
Vizyon Tarihi
:
26 Haziran 2009
Süresi : 95 dk.
Yönetmen
:
Christian Molina
Tür
:
Dram, Erotik
Senaryo
:
Valérie Tasso, Cuca Canals
Görüntü Yön.
:
Javier G. Salmones
Müzik
:
Roque Baños
Yapım
:
2008 – İspanya
Oyuncular
:
Belén Fabra (Valére) , Leonardo Sbaraglia (Jaime) , Llum Barrera (Sonia) , Geraldine Chaplin (Abuela de Valére) , Ángela Molina (Cristina) , Pedro Gutiérrez (Hassan)
                        FİLMİN ÖZETİ
 

 

 

 

Valérie Tasso?nun kendi hayatından esinlenerek yazdığı çok ses getiren romanından sinemaya uyarlanan filmde, Val adında iyi eğitimli, kariyer sahibi, çekici, duygusal ve genç bir kadının hayatını oldukça zorlaştıran bir bağımlılığı vardır. Bir nemfoman yani seks bağımlısı olan bu genç kadın doyumsuz cinsel açlığını gidermek için farklı insanlarla ilişki içine girer.
Val,yaşadığı sayısız seks deneyimleriyle ilgili duygularını ve samimi itiraflarını kişisel günlüğünde saklar. Kiminle ve ne zaman isterse birlikte olan bu genç kadın için seks bir yaşam biçimi haline gelmiştir. Bir nemfoman oluşu  onu aşkın ve hayat kadınlığının en uç noktalarına götürür.

cinsel bölge dövmesi

insanlar deişim peşinde ve karşınızda cinsel bölge dövmeleri

klitoris vajina

Dişinin en hassas cinsel organı. Klitoris 2,5-4 cm. uzunluğunda ve 3 mm kalınlığında bir organdır. Kasık kemiklerinin birleştiği noktanın ortasında olup, küçük dudakların yukarda birleştiği kısma dek uzanır. Büyük dudaklar arasındaki yumuşak dokunun içinde yerleşiktir.

Klitoris, küçük dudakların yukarı kısmındaki oynak bir deri kıvrımının altında olup, hafif bir çıkıntı meydana getirir ve bu çıkıntıya «başçık» adı verilir. Küçük dudakların birleştiği kısımda bir başlık biçiminde genişler. Bu başlığın altında klitorisin ucu bulunur. Bacaklar birleştirildiğinde bile klitorisin çıkıntısı birçok kadında belirgindir.

Klitoris, oluş ve yapı açısından incelendiğinde erkeğin cinsel organına benzemektedir. Gerek penis gerekse klitoris hamileliğin üçüncü ayında henüz yeni belirginleşmeye başlayan çift cinsiyeti) embriyoda oluşmaktadırlar. Doğacak olan eğer erkekse üçüncü ayda penis meydana gelir, eğer kız ise klitoris belli belirsiz oluşur. Erkeklerde penise uzanan meni ve idrar yolları aynı çıkış noktasına sahiptirler. Kadınlarda ise gerek idrar gerekse döl yolu klitorisin dışında olup, çıkış noktaları ayrıdır.

Bu ayrılıkların dışında klitorisin yapısı penise çok benzemektedir. Peniste olduğu gibi klitoris de süngerimsi uzun damarlardan meydana gelmektedir. Klitorisin ucu penis gibi sertleşmektedir. Penis ucunun koni biçiminde olmasına karşılık, klitorisin ucu yuvarlaktır, fakat tıpkı peniste olduğu gibi klitorisin ucuna da «başçık» denilmektedir. Penis gibi, klitoris de başçıkta kümeleşen sinir uçları bakımından yoğundur. Buradaki sinir uçlarının duyarlılığı penis ucuna oranla çok daha fazladır.

Klitorisin penisle biçim benzerliği, küçüklüğü ve penisin yeteneklerinden yoksun oluşu, kadınların bir yerde tümüyle gelişememiş, şanssız erkekler oldukları gibi bir görüşün benimsenmesine yol açmıştır. Günümüz bilim adamlarından bile bazıları klitorisin gelişme çağının artığı gereksiz bir organ olduğunu ileri sürmüşlerdir. Klitoris yararsızlığı ve gereksizliği nedeni ileri sürülerek apandisle kıyaslanmıştır. Klitorisin güdük bir organ olarak kabul edildiği binlerce yıl önce, bu organın kesildiği görülmektedir: gelişmemiş ülkelerde bugün bile aynı gelenek vardır.

Klâsik Psikanaliz bile klitorisin değersiz bir penis olduğu savındadır. Gerçi Sigmund Freud ergenlik öncesi çocukluk devresinde, klitorisin dişi cinselliğinin gelişiminde önemli rol Oynadığını kabul etmiştir, fakat klitorisin aracılığıyla duyulan cinsel zevkin erkek karakterli olduğunu ileri sürmüştür. Freudun öğrencisi Helene Deutsch «Kadın Psikolojisi» (1948) adlı yapıtında şöyle demektedir: «Erkek yapılı, zavallı bir artık.. Döl yolundaki gelişime ve zevke katılmaya bir türlü razı olmuyor.»

Oysa açıklayıcı cinsel bilim bu Anti-Klitoris propagandasına karşı çıkmış ve erkeklerin ilgisini bu organa çekmiş: cinsel bakımdan soğuk kadınların birleşme öncesi klitorisleri uyarılacak olursa, orgazmın bu kadınlarda bile kolaylıkla gerçekleşebileceğini erkeklere göstermiştir.

Katolik ahlâk kuralları bile, kadını cinsel birleşme öncesi hazırladığı ve böylece üremeyi olanaklaştırdığı için, klitorisin uyarılmasını önermektedir.

Günümüze değin, hatta günümüzde bile cinsel kitaplar «cinsel birleşme şekilleri»! konusunu açıklarlarken,, birleşme sırasında klitorisle erkek cinsel organı arasındaki direkt temasa çok değer verirler. Ayrıca kadının cinsel zevk alabilmesinin, klitorisin kasık kemikleri arasındaki yerinin yukarda veya aşağıda oluşuna bağlı olduğunu ileri sürerler.

Bu konuya ilişkin görüşlerin çeşitliliği büyük bir karışıklık yaratmıştır. Ancak St. Louis Üreme Biyolojisi Enstitüsü Profesörlerinden William Masters ve Virginia Johnson 11 yıllık araştırmaları sonucu bu fikir karışıklığını bir düzene koymuşlardır: Klitoris güdük kalmış bir penis olmayıp, dişinin gelişmiş bir cinsel organıdır.

Klitoriste cinsel coşku öncesi bir sertleşme görülmez. Cinsel gerilim arttığında klitorise kan hücum eder, erkek cinsel organında ise kan hücumundan sonra büyüme görülür. Erkek cinsel organının başı deriden sıyrılarak belirir, ucu sertleşir ve üst derideki kanal, görülür ve hissedilir biçimde ortaya çıkar. Erkek cinsel organında görülen bu sertleşme ve yön değişikliği klitoriste yoktur.

Biri döl yolunda, diğeri klitoriste olmak üzere ayrı türden iki orgazmdan söz etmek yanlıştır. Orgazma çeşitli şekilde ulaşıldığı gerçektir: Cinsel doyuruya yalnızca klitorisin erkek tarafından uyarılması ya da kendi kendini tatmin yoluyla (bazı kadınlar göğüs uçları uyarıldığında da orgazma ulaşmaktadırlar) da erişilebilir. Fakat nasıl ve ne şekilde orgazma ulaşılırsa ulaşılsın orgazm daima döl yolunda olur ve belden itibaren tüm organizmayı kapsar.

Cinsel gerilim orgazm sonunda giderilince klitoris küçülerek kasık kemikleri arasındaki yerine çekilir ve artık uzunluğu cinsel gerilim sırasındaki uzunluğun yarısıdır.

Klitoristeki bu değişiklik en tecrübeli erkekleri bile bazen şaşırtmaktadır. Klitorisle teması kaybettikleri zaman, bu değişikliği kadındaki cinsel gerilimin kayboluşuna yormaktadırlar. Oysa durum tamamen tersinedir. Klitorisin bu andaki duyarlılığı öylesine fazladır ki direkt bir temas zevk vermekten çok acı verir. «Cinsel El kitaplarının» yanlış propagandası bu durumda birçok erkeğin ters davranışına yol açmaktadır: Erkekler parmakla klitorisi tekrar bulmak istemektedirler. Bu boşuna manipülasyon kadını tahriş ettiği gibi. cinsel gerilimin de kaybolmasına yol açmaktadır E ger klitoris yeniden uyarılmak isteniyorsa, Mastersin önerdiği gibi, Venüs tepesinin hafifçe okşanması yeterlidir.

Klitorisin büyüklüğü kadının cinsel duyarlığında rol oynayan bir etken değildir. Klitorisi büyük olan kadınların cinsel açıdan daha duyarlı oldukları görüşü yanlıştır. Klitorisin aşırı büyük oluşunun nedeni erkek hormonlarının fazlalığı (Androgen) olabilir ya da hormon tedavisi buna yol açmıştır. Ayrıca seneler süren Klitoris-mastürbasyonu bu büyüklüğün nedenidir: bu durumlarda Androjenin etkisiyle duyarlılık artabilir.

Klitorisin kasık kemikleri arasındaki yerinin üstte ya da daha derinde oluşu duyarlılıkta rol oynamaz.

Cinsel birleşme sırasında klitorisle erkek cinsel organı arasında doğrudan doğruya bir ilişki yoktur. Buna karşın klitoris yeterince uyarılmakta ve bu üç şekilde olmaktadır:

1) Erkek cinsel organı döl yoluna girerken küçük dudakların üzerinden kaymakta ve bu da klitorisi etkilemektedir. Yine kıvrılarak çıktığından uyarı tekrarlanmaktadır. Cinsel birleşme sırasındaki ritmik hareketlerle klitorisin yeri değişmekte böylece uyarı yine sağlanmaktadır.

2) Klitorisi meydana getiren süngerimsi doku kasık kemiğinin alt kısmında sağ ve sola açılan iki açıyı oluşturmaktadırlar. Bu açılar döl yoluyla yakın ilişkide olduklarından döl yolunun içindeki erkek cinsel organının hareketleri bu açılar aracılığıyla klitorise aktarılmaktadır.

3) Çiftlerin yüz yüze oldukları tüm cinsel birleşme şekillerinde kadın ve erkeğin kasıkları üst üste gelmekte, bu da klitoris üzerindeki ritmik bir basınca yol açmaktadır.

Masters tarafından yalnızca klitoris hakkında ileri sürülenler bile Van de Veldeden günümüze değin yazılmış birçok cinsel bilgi kitaplarının yeniden gözden geçirilmesi ve yeniden yazılması için yeterli bir nedendir. Klitoris gerçekten de cinsel uyarı bölgeleri içinde en duyarlı olanıdır. Fakat hiçbir zaman kadını alevlendirmek için çevrilmesi yeterli olan bir düğme olmamıştır.

Cinsel bilgisi olmayan ya da bu konuya hazırlıksız kadınlarda klitorise dokunulması zevkten çok nefret duygusunu kamçılamaktadır.

Cinsel uyarıma yatkın kadınlarda ise klitoris zevk duygusunu kamçılamaktadır. Masters ve Johnsona göre, bu organ önce uyarımları toplamakta, sonra da zevke dönüştürmektedir.

Kan hücumuyla belirginleşen klitoris, aldığı uyarımları omurilikteki cinsel merkezlere iletir. Böylece cinsel bölgedeki sinirlerde, kaslarda ve damarlarda değişiklik ve tepkilere yol açarak orgazmı hazırlar ve yalnız klitoris böylesi bir etki yapabilmek için zamanında ve yeterli oranda uyarılmalıdır.

Masterse göre “Klitorise doğrudan doğruya dokunulduğu zaman uyarımla, öfkeye yol açan tahriş olma arasındaki sınır belli belirsizdir.”

2. Alternatif : Klitoris

Klitoris, kadınlarda vajinanın üstünde bulunan erektil cinsel organ. Erkek penisinin homoloğudur. Ancak penis gibi idrar kanalı tarafından delinmemiştir, başlıca işlevi cinsel haz alınmasıdır. Üzerinde ortalama 8000 sinir sonlanması vardır. Bu rakam penisteki sinir sonlanmalarının iki katıdır ve tüm organlardaki sinir hücresi sonlanmasından fazladır. Klitoris de penis gibi sertleşmektedir.Kadınların en çok haz ettikleri bölgeleri olup eğer embiriyonik çağda testesterona maruz kalma olursa büyüyerek penisi oluşturur.